CANAL İZABEL: TEMİZLİK (ÖZELLŞTİRİLMEYE ÇALIŞIYOR, İKTİDAR PARTİSİ CCOO REDDETTİ ŞİMDU BUNUN MÜCADELESİNİ VERİYORLAR)

001small
İspanya’daki sendikal baskılar ve özelleştirmelere dikkat çekmek için başkent Madrid’de gerçekleştirilen EPSU Gazeteciler Network toplantısı ve görüşmeler neticesinde önemli ve yeni bilgiler edinilmiş, faydalı sonuçlar elde edilmiştir.

EPSU İletişim, Kampanyalar ve Gençlik Sorumlusu Pablo Sanchez Centellas’ın koordinesiyle WAR ON VANT –Fighting Global Powerty- Yolsuzlukla Mücadele Derneği genel merkezinde dernek yöneticileriyle yapılan toplantıda “Avrupa ve Sahra altı Afrika’da vergi kaçakçılığı” konusu tartışıldı.

Toplantıda konuşan EPSU Vergi Adalet Uzmanı Nadja Salson, Avrupa’da 2008 ekonomik krizinden sonra kemer sıkma politikası uygulandığını, ancak, bu politikaların hem ekonomik hem de sosyal düzeyde iyileştirme meydana getirmediğini kaydetti.

Salson, “Daha etkin ve aktif alternatifler düşünmek zorunda kaldık. Vergi adeletiyle ilgili farkındalık oluşturmak için kampanyalar düzenledik. Vergi Avrupa’nın can damarıdır. Büyük şirketler vergi ödemiyor. Bir örnek olarak Mc Donalds raporu hazırladık. Fransız ve Alman büyük şirketleri vergileri ödemiyorlar ve tüm Avrupa bundan olumsuz etkileniyor” şeklinde konuşarak, Adil bir vergi sisteminin kurulması talebinde bulundu.

İspanya’daki vergi kaçakçılığı ve vergi idarelerinde yolsuzluk nedeniyle buralarda çalışanların yüzde 10’unun işten atıldığı ve çalışma koşullarını zorlaştığının kaydedildiği toplantıda, yoksulluk oranının arttığı ve yeterli fon olmadığı için kaliteli kamu hizmetinin sağlanamadığına, Avrupa parlamentosunda yeni vergi komisyonu oluşturulduğuna vurgu yapıldı.

Toplantıda EPSU’nun hazırladığı Mc Donalds raporundan kesitler sunuldu.

Daha sonra İspanya Kamu Hizmetleri Federasyonu (CCOO) Genel Merkezi ve Hitafi Kasabası Temsilciliği ziyaret edildi.

CCOO 1960 yılında Komünist Partisi ile Roman Katolik Grupları tarafından Devlet Başkanı Franko’nun adaletsiz politikalarına karşı kurulmuş.

Federasyon yetkilileri Grev Hakkını içeren kanun çıkartılması için mücadele ettiklerini belittiler. 2008’de büyük bir grev yaptıklarını ve bu grev esnasında çıkar arbedede 14 kişinin hayatını kaybettiğini ve bunlardan 8’inin sendikacı olduğunu ifade eden yetkililer, “Şu anda kimi tutuklu, kimi tutuksuz 300 kişi yargılanıyor. Bizler polise saldırmakla suçlanıyoruz. Kirli bir pazarlık içerisindeyiz. ‘8 kişiyi öldürdüğünüzü kabul edin, grev kanununu çıkartalım’ diyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Ve şu an seçimlerdeyiz. İktidarın değişmesini bekliyoruz. İspanya’da özelleştirmelerin durdurulmasını istiyoruz. Buraya gelmeniz bizim için büyük bir moral oldu” şeklinde konuştular.



Çalışma ziyaret kapsamında Canal İsabel II, Lyma SA Sendika Temsilcisi Vicente Tomes ile bir mülakat yapıldı.

Daha önce Madrid Belediyesine ait olan şirket özelleştirilmiş. Şirket çalışanlar cadde ve sokaklar, parklar, okullar, kamu dernekleri ve belediye araçlarının temizliğinin yanı sıra belirli gün ve zamanlarda caddelere bayrak asma işini yapıyorlar.

Tomes, en büyük sorunlarının çalışma saatleri olduğunu söyledi. Yeni eleman alınmadığından dolayı da işler ağırlaşmış. Şirkette 600 çalışan var. 600 işçinin 150’si sendikalı. 4 farklı sendikadan 4 temsilci ile temsil ediliyorlar.

Çalışanlar memur kadrosuna geçmek istiyor, ama şirket kabul etmiyor. Devlet de kabul etmiyor çünkü hukuk sınavı gerekiyormuş.

Daha sonra Canal İsabel Şirketi eski Genel Sekreteri Luis Vadella ile bir görüşme yapıldı.
Canal İsabel Corporation 1951 yılında kamu şirketi olarak kurulmuş. Şirket 2008’de özelleştirilmiş. Özelleştirmeyle birlikte hem çalışan sayısı azaltılmış hem de hizmet kalitesi düşmüş. Şirketin özelleştirilmemesi için verilen mücadeleler sonuçsuz kalmış. Özelleştirmelerle birlikte su fiyatlarında artış, su kalitesinde ise düşüş olmuş. İhaleyi alan şirket kamuda iken yapılan uzun süreli iş sözleşmelerini sonlandırarak, kısa süreli sözleşmeler yapmaya başlamış. Şirket işyerinde sendikayı istemiyor, sendika temsilcilerini muhatap almıyor, herhangi bir konuda detaylı bilgi de vermiyor, vermek istemiyor, gizliyor.
Vadella, “Şirket kamuda iken Belediye ve Sendika yetkililerinden oluşan bir komisyon vardı. Sorunlar orada konuşulur, çözüm üretilirdi. Şirket bu ve benzeri bir komisyonu da kabul etmiyor. Sendika karşıtı çalışmalar sonucunda şirkette sadece 150 sendikalı işçi kaldı” dedi.

EPSU’nun koordinesinde gerçekleştirilen toplantı ve görüşmelerde İspanya’da sendikal hareketin özelleştirmeler ve grev hakkının tanınmamasından dolayı güç kaybettiği, üye sayıları olarak zayıfladığı, sendikalara ve sendikal harekete yönelik baskıların arttığı görülmüştür.

Report from Ahmed Halfaya, Hizmet-is trade union, Turkey

More like this